Sayfa 1/3 123 SonSon
21 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Fin ve Dut Günah Keçisi Mi?

  1. #1

    Question Fin ve Dut Günah Keçisi Mi?

    Merhaba arkadaşlar.2015 yılının Ocak-Şubat aylarından itibaren saç dökülmesi yaşıyorum.O zamanlar 18 yaşındaydım ve çok yakın bir arkadaşım verteks kısmındaki ufak boşluğun sanki giderek genişlediğini söyleyerek uyarmıştı ilk olarak öyle farkında varmıştım.Sonrasında bir dermatoloğa gidip saçlı derinin yakından incelenmesiyle androgenetik alopesi teşhisi konmuştu ve genetik dökülme sahibi olduğum tescillenmişti.İlk o gün forumumuzu bulmuştum.Google araştırmalarında en çok konu veren forum sacimindoktoru forumu idi ve gerçekten de o zamandan itibaren forumu takip ederek androgenetik saç dökülmesinin mekanizması,bununla nasıl mücadele edilebileceği hakkında dermatologların dahi boşladığı ve uğraşmadığı birçok yaratıcı özgün tedaviye rastladım.Bu süreçte yer yer minoxidil,yer yer miracle losyon,seti ve cell kullanarak saç dökülmemi tamamıyla durduramasam da yavaşlatabildim ve hala 18 yaşındaki saçlarımdan çok uzakta değil.O zaman ki duruma kıyasla biraz daha açılmış vaziyette ancak yakından incelenmedikçe genetik dökülmeye sahip birisi olduğumun anlaşılması henüz pek mümkün değil.Bu açıdan başta Miracle üstad olmak üzere tüm forum emekçilerine teşekkürlerimi iletmek isteyip bahsedeceğim konuya geçiyorum.Finasterid ve Dutasterid.Herkesin bildiği gibi androgenetik alopesideki en etkili iki etken.Her ne kadar çok kaliteli topikal etkenler geliştirmiş olsak ve bunlardan yer yer sonuçlar almış olsak da piyasadaki ve eldeki hiçbir etken ne yazık ki bu bu iki maddenin yapacağı saç tutma ve çıkış etkisini gerçekleştiremiyor.Bu neredeyse herkes tarafından kabul edilmiş boyutta bir hadise.Durum böyleyken neden bu etkenlerden kaçınıyoruz diyecek olursak o ünlü yan etkiler tabiki de.Cinsel fonksiyon bozukluğu,beyinle ilgili yan etkiler ve intihar arzusunun gelişmesi vb.Daha da kötüsü bu etkiler kalıcı olabileceği üzerine olan tartışma.Birazdan söyleyeceklerim yüzünden belki ağır eleştirileceğim ya da herhangi bir ilaç şirketini savunduğum düşünelecek ancak sadece etken maddeler üzerinden konuşuyorum ki bildiğim kadarıyla her iki etken maddenin ruhsatı bitmiş durumda yani generic üreticiler tarafından üretilebiliyor.Şimdi söyleyeceklerime gelecek olursak.Arkadaşlar hem finasterid hem de dutasterid hakkında yapılan,tarafsız saha,double-blind ve kontrol gruplarının yer aldığı meta çalışmalarda,ne finasterid ne de dutasterid'in yan etki görülme sıklığının yüzde 4-5 gibi rakamları geçtiği gözlemlenmiyor.Bunlar ciddi meta araştırmalar ve karşı taraftaki plasebo grubuyla yan etki yüzdeleri neredeyse kafa kafaya çıkıyor.Bu yapılan çalışmalar ilaç şirketinden tamamen bağımsız çalışmalar.Yan etki yüzdesi bazı çalışamalarda %2 iken en fazla %5 e kadar çıkan çalışmalar var ve bu azınlık grubun ilacı bıraktıktan sonra yan etkilerin tamamen ortadan kalktığı gözlemleniyor.Aksini gösteren sadece iki çalışma var.Birisi fareler üzerinde yapılan ve insanlarla kıyaslandığında dozun yaklaşık 360 mg finasteride denk geldiği bir çalışma.Orada farelerin penis dokuları zarar görüyordu.Bir diğeri de Irwig'in yaptığı çalışma ancak double-blind değil ve kontrol grubu yok üstelik kişileri propeciahelp sitesinden elle seçiyor.Durum böyleyken siz değerli forum üyelerinin yorumlarını gerçekten merak ediyorum.Ben de yan etki dolayısıyla şu ana dek ne fin ne de dut kullanmadım aklımda hep bir soru işareti olarak kaldı.Bu konuyu tartışmaya açmak istedim.Fin denen ilaç 23 yıldır saç dökülmesi için fda onayı bulunan bir ilaç dut ise 2002'den beri yani 18 yıldır piyasada.Bu ilaçlarla ilgili birçok veri var ve tarafsız verilerde yan etkili profilleri ciddi görünmüyor.Bu durumu aklımı karıştırıyor.Acaba fin ve dut gerçekten de günah keçisine çevrilmiş ilaçlar olabilir mi?Bu etkili ilaçları saçma bir korku yüzünden kullanmayıp işimizi zorlaştırıyor olabilir miyiz?Yoksa gerçekten de bazı kullanıcıların iddia ettiği gibi zehirden farksız ve hakkındaki gerçeklerin gizlendiği ilaçlar mı?

  2. #2
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    14.05.2019
    Mesajlar
    55
    merhaba ,

    ben defalarca fin denedim ve her denememde finası kullanmaya başladıktan 3 - 3.5 hafta sonra anksiyete - panik atak yaşadım. Finasın bu yan etkisi zaten bilindik bir durum.
    hatta yabancı forumlarda benim gibi olan insanlar fin + antidepresan kullanıp önüne geçmeye çalışıyorlardı. Ancak bunu da başarabileni ben duymadım. İnsanların kaçırdığı bir nokta
    kelliği hastalık olarak görmeleri. Kellik hastalık değil. Kelliğe neden olan hormanlar da bir hastalığın belirtisi değil. vücudun üretmesi gereken hormonu dışarıdan müdahaleyle engellemek
    illa ki beraberinde yan etkide getirecektir. çünkü bizler aslında sağlıklı işleyen bir mekanizmaya sen dur kardeş ben bu mekanizmaya çomak sokarım diyoruz.

    finası kullanıp yan etki görmediğini söyleyenler var. Varsa bence çok çok azınlıktalar. Sağlıklı vücudun üretmesi gereken hormonu baskılayıp (ve bu hormonun işlevi sadece saçlada ilgili değil)
    yan etki yaşamamak gerçekten piyango.
    * Minoxil (sabah akşam 5 er fıs)
    * Q10 Koenzim ( her gün bir kapsül )
    * Dermaroller ( 0.50mm iki günde bir )
    * D Vitamini ( her gün )
    * Omega 3 ( her sabah 1 tane )
    * Biotin ( her gün 10.000 mcg )

  3. #3
    SaçımınDoktoru Üyesi
    Üyelik tarihi
    29.03.2019
    Mesajlar
    582
    %5 çok komik bir oran, kimse beni inandıramaz. Gen havuzunun da bu işlerde çok etkisi var diye biliyorum. Yani Türk erkeklerinin ortalama dht, testesteron seviyeleri, androjen hassasiyetleri ile, avrupalı veya amerikalılarınkinin aynı olduğunu , aynı etki veya yanetki seviyelerinde olacağını beklemek saçmalık olur. Böyle bir çalışmanın ancak bizim ülkemizde yapıldıktan sonra, oturup sonuçları değerlendirmeliyiz.

  4. #4
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    26.12.2014
    Mesajlar
    40
    siz gerçekten o verilerin gerçeği tamamen yansıttığına inanıyor musunuz hiç tartışıp muhalefet olmayacağım 1 yıl boyunca dutas kullan hafıza kayıpları, beyin sis, kaslarda azalma, odaklanmada zorluk,jinekomasti, libidodan bahsetmiyorum bile o zaten her türlü anti adrojenlerde sıfırlanıyor ve 1 yıl sonunda bak ne kadar kalıcı yanetki oluşacak kalıcı yanetki olmayan insan olmadığını düşünüyorum tek sorun yanetkiler bazen o kadar büyük çaplı görünmüyor olabilir ama her insanda kalıcı yanetki bırakıyor kimisinde saydıklarım bile basit kalır pfs diye bi araştır kaç tane hayatı biten insan var ya da üstünde dene 1 yıl sonra keşke o gün elim kırılsaydı içmeseydim diyeceksin.

  5. #5
    Konuya cevap yazan tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum.Arkadaşlar konuyu açma sebebim forumda bu konu hakkında herkesin görüşlerini almak ve beyin fırtınası yapmaktır.Yalnızca yardımlaşarak ve bilgilerimizi harmanlayarak bu yolda ilerleyebiliriz.Fin ve dut'u savunmuyorum bunun altını bir kez daha vurgulayarak çizmek isterim.Tüm amacım elimizdeki bilgiler dahilinde mevcut olan etkenleri kullanarak en etkili ve yan etkisiz tedaviyi oluşturarak bu kondisyonla mücade etmemiz.Provakatif bir amaç taşımıyorum sadece genel olarak saç forumlarında tartışılması tabu olarak görülen bir konuyu tarafsızca masaya yatırmak istiyorum çünkü bu forumun gerçekten de tarafsız ve bilimsel bilgiye değer veren yanını bunca yıldar takip ederek gördüm.Diğer forumlarda hatta yabancı büyük forumlarda dahi değinilmeyen tedavilere,saç dökülmesinin biyokimyası ile alakalı şeylere değiniliyor ve hakkında beyin fırtınası yapılıyor.mckare nickli arkadaş saç dökülmesinin hastalık olarak görülmemesi gerektiğinden bahsetmiş.Ben bu yoruma kesinlikle katılmıyorum.Saçlı deride var olması gereken kılların zamanla zayıflaması ve dökülüp yok olmaları neden bir hastalık olmasın ki?Bu durumun sadece kozmetik bir problem olarak görünmesi onu hastalık olmaktan çıkarır mı?Üstelik saç dökülmesinin sadece kozmetik bir problem olduğunu nereden biliyoruz?Bazı araştırmalarda androgenetik alopesiye sahip erkeklerde kalp ve dolaşım problemlerinin androgenetik alopesiye sahip olmayan erkeklere kıyasla daha sık göründüğüne dair anektodlar var.Belki de saçlı deride gerçekleşen fibrosis ve androjenlerin etkisiyle gerçekleşen damarlardaki tıkanmalar,daralmalar sonucunda dolaşım sağlığı bozuluyor ve dolayısıyla kalp sıkıntılarının meydana gelmesi için zemin hazırlanıyor.Bunu henüz bilmiyoruz.Diğer yandan yüzde 5 olan yan etkilere gelecek olursak.Buna ben de inanmıyordum ancak bu sadece tek araştırma ile sınırlı değil ki.Bu maddeler üzerinde tomarla araştırma kağıdı var.Büyük bir çoğunluğu şirketlerle alakasız,tarafsız ürologlar ve dermatologlar tarafından ortak yapılmış meta çalışmalar.Hatta şu an linkini bulamıyorum ama bulur bulmaz ekleyeceğim yakın bir zamanda finasterid üzerine çok geniş bir meta çalışma yapıldı.Bu çalışmada da yan etki profili yine plasebo grubuyla çok yakındı ve %4-6 bandında seyrediyordu.Bunca tarafsız çalışmanın ve araştırmanın sonuçlarına güvenmek mi yoksa tüm araştırmacıların Merck ve GlaxoSmithKline tarafından rüşvet yediğini ya da onların taraftarlığını yaptığını düşünmek mi daha mantıklı inanın buna karar vermekte ben de güçlük çekiyorum zira günümüzde tıp insan sağlığından ziyade kar amaçlı işliyor.Tüm bunların ötesinde dht'nin sadece bebeklik ve ergenlik dönemlerindeki cinsel karakteristik gelişimler için önemli olduğunu ve ergenlik tamamlandıktan sonra aslında kritik hiçbir rolü olmadığını söyleyen çeşitli tıbbi dökümanlar da var.Post-Finasterid Sendromu hakkında ise bu araştırmacılar hiçbir veri sunmuyorlar.Yapılan hiçbir meta araştırmada uzun vadeli yan etkiye sebep olan mekanizma açıklanamıyor.Açıklanmasını da geçtim böyle bir şeyin olmadığını tüm katılımcıların ilacı kestikten sonra normal şekilde hayatına devam ettiklerini bildiriyorlar.Örnek vermek gerekirse post-finasterid sendromu forumlarında kaslarda erime,kas problemi yaşayan insanlardan bahsediliyor.İşin garip kısmı,dht'nin kaslarda hiçbir anabolik faaliyeti yok.Sadece kaslardaki sertliği etkiliyor ancak kas kütlesinin artmasına ya da azalmasına sebebiyet veren hiçbir rolü yok.Hatta bunu dutasterid ve kas kütlesi arasındaki ilişkiyi konu alan bir araştırmayla kanıtlıyorlar https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22396515 Son kez şunu belirtmek istiyorum arkadaşlar ukalalık yapmak gibi bir amacım yok.Tüm amacım gerçekten beyin fırtınası yapmak ve herkesin görüşlerini almak.Tıp eğitimim yok,doktor ya da eczacı da değilim bilgi birikimim sınırlı sadece elde ettiğim verilere ve kendi kanaatlerime dayanarak konuşuyorum.Eksik veya yanlış biliyor olabilirim.Forumdaki üstadların ve diğer arkadaşların da yorumlarını merak ediyorum.Yan etki yaşayan kimseye bir lafım yok ve kalıcı yan etki boyutu eğer bir nocebo etkisinin sonucu değilse bayağı korkutucu duruyor.

  6. #6
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    09.06.2019
    Mesajlar
    130
    O çalışmaların ben de tarafsız olduğunu düşünmüyorum. Fda bile meçhul. Jinekomasti veya cinsel yan etki belki görülmeyebilir ya da kabul edilebilir seviyede olabilir ama nörolojik yan etkiler fin kullananlaeın büyük bi kısmında görülüyor.finası bırakanların tamamına yakını unutkanlık beyin sisi vs vs gibi yan etkilerden dolayı bırakıyor. Bende dahil.(5 ay sonunda).. Yan etki ile karşılaşmadım diyenler de bence kendini kandırıyo.. Veya bu etkiler yavaş yavaş ortaya çıktığı için farkına varamıyo. Yani mutlaka olumsuz bi durumla karşılaşma ihtimali var jinekomasti olur, cinsel olabilir, psikolojik olur.. %3-5 falan da değil.

  7. #7
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    09.06.2019
    Mesajlar
    130
    Finas dutas kadar etkili malzeme olduğunu bende düşünmüyorum. Varsa da ülkemizde ulaşması zor veya aylık maliyet hesaplandığında ve uzun süre kullanacağını hesaba katarsan tercih edilebilir değil maalesef.. Şuan imkanlar dahilinde bi süre dökülmeyi ertelemek zamanı geldiğinde saç ekimi düşünülebilir..

  8. #8
    SaçımınDoktoru Üyesi
    Üyelik tarihi
    18.06.2018
    Mesajlar
    1.255
    http://www.propeciasideeffects.co.uk...e-effects.html

    şu linki bırakayım, ne kadar doğru bilemeyeceğim lakin referans olarak kalsın.
    cell losyon, zix losyon

    cell losyonu miracle abiden temin ediyorum
    zix tarifi: 45 ml distile su, 15 ml saf etanol, 6 kapsül zinco, 15 fıs ocean p5p, nane yağı esans amaçlı

    ilerde kafein losyon düşünüyorum


    belirttiğim herhangi bir görüş veya düşünce, medikal anlam veya değer taşımamaktadır, sadece kendi düşüncelerimi belirtmekle birlikte bütün sorumluluğun karşı tarafa ait olduğunu beyan ederim.

  9. #9
    resimag.com/p1/89f0af78e3f

  10. #10
    https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3481923/ 2012'de Hintli dermatolog grubunun yaptığı bir çalışma.Merck desteği olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmuyor zaten Propecia'nın telifi 2010'da bitiyordu.Yalnız şöyle bir durum var.PFS Foundation diyor ki bu pfs durumu henüz medikal çevrelerce kabul görmüyor ancak bu böyle bir şeyin var olmadığı anlamına gelmez.Bu konuda haklılar.Pfs denen durum gerçekten de olabilir.Pfs ile ilgili bir araştırma vardı sanırım buldukça araştırmaları ekleyeceğim.Bu yukarıdaki linkteki araştırmalarda dikkatimi çeken şeyler şunlar oldu.
    A number of studies have looked at the problem of side effects caused by finasteride.[6–11] These studies which are discussed below reveal that sexual adverse effects occur at the rates of 2.1% to 3.8%, erectile dysfunction (ED) being the commonest followed by ejaculatory dysfunction and loss of libido. These effects occurred early in the therapy and returned to normal on stopping or over a time on continuous use of the drug. The only causal relation between finasteride and sexual adverse effects is decreased ejaculatory volume because of predominant action of DHT on prostate.[5] Yani diyor ki yan etki yüzdesi 2.1 ve 3.8 bandında görülüyor en sık görülen yan etki erektil disfonksiyon sonra ejakülasyon bozukluğu ve libido kaybı.Bu yan etkiler tedavinin başlangıcında görülüyor ancak tedaviyi durdurduktan hatta bazen bir süre tedaviyi yan etkilere rağmen sürdürdükten sonra normale dönüyor.Tek anlamlı yan etki ilişkisi dht nin prostat üzerindeki etkisinden dolayı meni miktarındaki azalma deniliyor.Onun dışındaki her türlü yan etkilerin tedavi sırasında normale dönebileceği ve görülme sıklığının çok az olduğundan bahsediliyor.
    A long term study showed that drug-related sexual side effects such as decreased libido, ED, and ejaculatory disorders occurred in <2% of men.[10] These side-effects disappeared not only in all men who stopped the drug because of the side effects but also in most of those who continued therapy. The incidence of each side effect mentioned decreased to ≤0.3% by the fifth year of treatment with finasteride. The incidence of side effects were comparable to that of placebo both at one year and at 5 years.
    A large prospective study in as many as 17,313 patients was conducted to look into the effects of finasteride and other covariates on sexual dysfunction as part of the analysis of The Prostate Cancer Prevention Trial (PCPT).[11] Sexual dysfunction was assessed in the 17,313 PCPT participants who received finasteride 5 mg during a 7-year period. Finasteride increased sexual dysfunction only slightly even at 5 mg dosage (which is much higher than the 1 mg administered in pattern hair loss) and its impact diminished over time. Bunlar çok iyimser veriler.Hala kafam karışık.Bu çalışmayı baz alırsak 5 mg lık bir tedavide dahi yan etki görülme sıklığı plaseboyla aynı ve 7 yıllık periodda incelediklerini iddia ediyorlar.İşin tuhaf yani yan etki görenler tedaviye devam ettikçe görülen yan etkilerin zamanla yok olduğunu söylüyor.Hatta tedavi uzun süreli devam ettikçe yan etki sıklığının yüzdesinin yıllar geçtikçe azalmaya başladığından bahsediyor.PFS Foundation ise tam tersine tedavi süresi uzadıkça kalıcı yan etki ihtimali artıyor diyor hatta 205 gün diye bir barem belirlemişlerdi.205 günden fazla 5ari maruz kalanlarda kalıcı yan etki 205 günden az kullananlara kıyasla 5 kat daha muhtemel diyorlar.

Sayfa 1/3 123 SonSon

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •