Merhaba arkadaşlar, bu konu başlığı ile daha önce hiç karşılaşmadığınız belki çokda farkedemediğiniz bir olgudan bahsetmek istiyorum. Bu olgu ilk başta çok önemli gibi gözükmesede bize saç derimizde ne olduğu ve saç dökülmesinde nelerin işe yarayabileceğine dair çok önemli ipuçları verebilir. Peki nedir bu dht yada androjen uyuşukluğu ? (bazı kişilerde ağrı tanımlaması kullanıyor hissiyat olarak) Bu etki daha çok saç dökülmesinin yoğun olduğu bölgede gerçekleşmekte.

Parmak uçlarınızı saç dökülmesinin yoğun olduğu bölgeye dokundurduğunuz da yada saçlarınızı çektiğinizde dökülmenin daha az yada hiç olmadığı diğer bölgelerdeki gibi güçlü bir temas ve canlılık hissetmediğinizi farkedeceksiniz. Ancak bunu anlamak için biraz fazla yoğunlaşmanız gerekebilir. Bende ve konuştuğum bir çok arkadaşımda bu uyuşukluk oldukça bariz. Bu durum kişiden kişiye değişmekle birlikte uyuşukluk hissizlik ağrı yada kaşınma şeklinde farklı karakterlere sahip.

Şimdi neden oluşuyor bu dht ve androjen uyuşukluğu ? Bu bunun sebebi aslında tamamen erkek tipi dökülmenin arkasındaki biyokimyasal eylem haritasında gizliymiş gibi görünüyor. Şöyle ki aslında derinin lokal yerlerindeki sızlama, uyuşukluk, kaşıntı yada ağrı gibi semptomlar genellikle allerji, enfeksiyon yada aşırı hassasiyet durumlarında ortaya çıkmaktadır. Öyleyse saç derimizde bunlarmı gerçekleşiyor ? Çok büyük ihtimalle evet. Ben onca yıllık araştırma ve incelemelerimde nihai olarak erkek tipi saç dökülmesinde mekanizmanın nasıl işlediğine dair en yakın teori olarak durumu aslında çok uzun vadeye yayılmış, bir kendi kendini yoketme süreci olarak görüyorum. Bu tanıdık geldi evet saçkıran ! Aslında saç kırandan bence en büyük farkı zamana yayılmış olması ve nihayetinde saç kökünüde küçültmesi (saçkıranda bağışıklık sistemi şok bir saldırı ile kökü öldürmeden saçı döker ) Tamam androjenler dht saçı döküyor ama bunun mekanizması tam olarak açıklanamıyor yada açıklanamayan çok az şey kaldı. Androjen dht gelir kılcallar ile foliküle ulaşır reseptörüne bağlanır ve saç her seferinde dahada kendisine bu hormonları getiren damarlardan kaçarak bu arada da dökülerek uzaklaşmakta ve giderek deri yüzeyinde yokolmaya doğru yolalmaktadır. Bu jenerik hikayenin arkasındaki enzim trafiği ve biyokimya tam olarak net değildir. Mesela son zamanlarda ortaya çıkan devrim gibi bir araştırma çok şeyi değiştirecekmiş gibi görünüyor.

Bu araştırmaya göre saç dökülmesi yaşayan kişilerde normal kişilere oranla 3 kat fazla miktarda pgd2 hormonu/proteini olduğu ortaya çıktı. Bu protein baskılandığında saç dökülmesinin durmakta ve saç çıkışının artmakta olduğu ortaya çıktı. Androjenlerin varlığı saç folikülünde bir alarm oluşturmakta bu alarm sonucu bir çok bağışıklık ajanı ve enzimi bölgeye hücum etmekte ve sahte alarm ve sahte hastalık tantanası arasında pgd2 hormonu salınımı artık dökülmenin son celladı görevini üstleniyor. İşin tuhaf tarafı pge1 ve pge2 gibi saç uzamasını ve çıkışını sağlayan faydalı prostaglandinlerde var ve bunları aktive eden salınım emrinide tam tersi hormon östojen ve progesteron sağlıyor. İşte tüm bu tantana kaos sahte savaş çığlıkları saçlı derimizi gerçek mermi ve silahların kullanıldığı bir tatbikat yerine çevirmekte ve sonuçlar gerçek savaşı aratmamakta... Bir anektodda şöyle ki dökülme tamamlandığında tam kellik ortaya çıktığında androjen baskınında sahte çığlıklarla bütün orduyu olay yerine çağıran folikül kalmadığından, bu uyuşukluktan eser kalmıyor ve sanal hastalık ağır zaiyatla iyileşiveriyor... Bu uyuşukluğu kendim bir avantaja çevirdim ve denediğim tüm etkenlerin işe yarayıp yaramadığını bu uyuşukluğun geçip geçmemesi üzerine temellendirdim. Tabi uzun vadede etki ortaya çıkacaktı ancak kısa vade de yani bir kaç saat içerisinde bir rahatlama yada canlılık oluşuyorsa kullandığınız etken her ne ise işe yarıyor Şimdi bu tür uyuşukluk yada ağrı varsa lütfen deneyimlerinizi burada paylaşın bu bizi daha fazla bilgiye ulaştırabilir umarım sıkılmadınız görüşmek üzere....